sabahın yokluk yoklaması

ne dersem deyim
elli yıl önceki sabahın güzelliğini anlatamam sana mirim
farklıydı o zamanların sabahı
çok farklı
derin ve katıksız bir uykudan beni
elini alnıma koyarak çekip alırdı annem ancak
o zamanlar var ya
ne beş numara gaz lambası insana kazık atardı
ne de gülüşler yalandı
müthiş yaşanırdı gece
ama sabah da sabahtı
berrak
katıksız aydınlıktı
hiç unutmam
doğan güneşi yapayca perdelemeye kalktıydım da bir sabah çocukken
beş doğal parmağının izini yüzüme bıraktıydı annem
bırak dedi
koyver aksın nehir gönlünce
eğer doğası gelmişse güneşin
elleme
doğsun kendince

annem...
o benim okuması yazması olmayan bilgem
belki dengesiz beslenmekten
belki de parasızlıktan ötürü az beslenmekten
göçüp gitti erkenden

şimdi
şimdi yapıldak bir yalnızlık taşıyorsa kaldırım taşlarının her biri
aşkı anımsatmıyorsa ayın değirmisi
özlüyorsam sevdanın hakikisini senin gerçekliğini özler gibi
çok uzak geliyorsa güneşin gövermesi şimdi bana yani
söyle bana sevgiceğim
eksiklik ben de mi
yoksa
yoksa bu berbatlık hali
kâr hesabından ibaret mi

selah
01:57
26 04 2010

Bookmark and Share
mevsimsiz
(c)selah özakın 2009 Tüm hakları gizlidir.
benceajans