Mahalle Karıları ve Teslimiyet Bayrakları

- Kapı çalınıyor! Bakar mısın Muzaffer?
- Böyle sorar gibi söyleyince sen, “Hayır” geçti hep ilk anda içimden ömrüm boyunca! Şunu adam gibi söylesen olmaz sanki! “Açar mısın?”… Açmam! Kalk sen aç!
- Yine heyheylerin üstünde! Yaşlandıkça çekilmez oluyorsun iyice! Seninkilerdir de ondan aç dedim. Yine kaaveye çağıracaklardır. Şimdi kalkıp açacam… “Yinge, Muzaffer evde mi? Bi zaamet söyler misin geldiimizi?” Sonra tekrar tırmanacam merdivenleri, beyimize haber verecem süprüntülerinin geldiğini!
- Ya senin süprüntülerin?... Senin dedikodu kumkumaların? Ha! Sabahtan akşama, avuçlar dolusu ayçiçeği, makineli tüfek gibi öğütüp duruyorsunuz be! Konuştuklarınız da incir çekirdeğini doldursa içim yanmaz! Memleket batıyor! Sizlerse fasulyenin suyundan, Nebahat’ın gelinlik kızının erkeklerle sürtmesinden, Necla’nın kocasının nataşalara dadanmış olmasından, Fatma’nın kocasının azman erkeklik organından, Aliye’nin, menopozdan ötürü çok gergin olmasından,… daha sayayım mı?
Şenay öyle bir kahkaha attı ki!... Ama sinirden olduğu çok belliydi. Bir şangırtı yükseldi mutfaktan.
- Ay! Bardak elimden düştü işte!
- Elinden düşmüşmüş… “Öfkeden kudurdum da bardağı yere vurdum!” demiyor da… Yalan mı söylediklerim ha? Bunlardan başka bir şey konuşuyor musunuz ha? Ulan!... bir zamanlar sokaklarda pankart sallayan karıya bak!
- Yuh sana! Ya sen?... Şu bir zamanların devrimci önderine bakın bir! Şimdi kahve masalarında okeyde devrim yapıyor! Taş çalmada yeni yollar buluyor! Hay senin geçmişteki muzaffer komutan edalarına sıçayım! İyice pespayeleştin sen! İyice!...
- Ben hâlâ devrimciyim geri zekalı! Sen… kahveye gittiğime, orada okey oynuyor göründüğüme bakma tamam mı! Arkadaşlarla yeni bir örgütlenme modeli üstünde tartışıyoruz. Göreceksin yakında!
- Caaarttt kaba kaaat! Çok dinledim ben bu teraneleri çok! Ben tavlamaya çalışırken bu palavraları yutturdun bana ama artık geçmiş olsun canım! Icığını cıcığını biliyorum ben senin be! Bak yine çalıyor seninkiler kapıyı! Kalk aç ulan moruk suratlı! Mecbur muyum ben senin salak arkadaşlarınla uğraşmaya ha!
- Açma ulan lanet karı! Ben de açmayacam! Bakalım kimin süprüntüleri dönecek kapıdan! Seninkiler mi, benimkiler mi!
Muzafferin cep telefonu çalar o an.
- Aloooovvv? Yavvv… kusura bakmayın olur mu. Biraz rahatsızım da… Yarım saat sonra oradayım.
Tam o anda yine kapı çalar. Muzaffer sessiz sedasız kapıyı açmaya gider.
- Rahatsız ettik Muzaffer bey… Şenay evde miydi acaba?
- Yukarda. Çağırayım.
- Yok yok! Zahmet etmeyin siz. Bu akşamki eylem iptal edildi de onu haber verecektik. Yarın öğleden sonra, Bursa’da ölen kadın işçiler için Galatasaray’da toplanıyoruz. Bi zaamet iletiverin.
Hemen cep telefonuna sarıldı Muzaffer.
- Amirim! Yarın öğleden sonra Galatasaray’da korsan bir eylem var! Haber vereyim dedim. … Olur amirim. Ayrıntıları öğrenir öğrenmez ararım.
Olabildiğince gürültüsüz kapattı kapıyı Muzaffer. Acaba 15, 16 Haziran olaylarının yıl dönümü için de bir planları var mıydı ki?! Kurnaz bakışlarını elinden geldiğince gizlemeye özen göstererek tırmandı merdivenleri. Dizleri çok ağrımaya başlamıştı son zamanlarda.

Bookmark and Share
mevsimsiz
(c)selah özakın 2009 Tüm hakları gizlidir.
benceajans