kuşatılmışlık kaygısı

nereye dönsem yüzümü

alameti farikası yalnızlık olan

kocaman bir dağ dikiliyor karşıma

öyle böyle değil ama

yalnızlığın azmanı

aşması imkansız

teres mi teres

 

çocukken

babam kerestecilik yapardı bazen

bazen diyorum

çünkü öğretmenliği

otel katipliği

hatipliği

ve bilgeliği de vardı

yani on parmağında on marifet

hiçbir baltaya sap olamadın derdi anam babama gerçi

dediği anda da

tava

tencere

tabak

bardak

bağırış

çığırış

ne varsa elinin yettiği yerde

havada uçuşurdu

yani cancaazım

kopardı kızılca kıyamet

dedim ya

acayip fırlamaydı

bazen giderdim yanına

fırsat bu ya der

minnacık halimle

dükkanda koyup beni

çapkınlığa çıkardı

bir de yanında çalışan

balkan göçmeni

babacan bir marangoz vardı

bir demir parçasını eğeleyip

küt kısmına bir sap eyleyip

bana bir bıçak yaptı

ve bana

uzaktan atmayı

atıp saplamayı öğretti

gerçi seyrek de olsa

adamın biri

birkaç tahta almaya gelirdi

benim hesabım eksik olduğundan

ve gerçek rakamların yanına fazla sıfır koymaktan yorulduğumdan

tahtayı sırtlayan

dediğim parayı fırlatıp tezgaha

kaçar gibi çıkardı dükkandan

zaten ömrümce

ticaretten hiç anlamdım

paradan hoşlaşmadım ben

benim derdim

işim gücüm efendim

bulmaktı hedefi uzaktan

gel zaman

git zaman

öğrendim bıçak atmayı

ama bu arada

attı topu pederin dükkânı

kapandı

zaten bizim peder

bir baltaya sap olmaktan çok

sapına kadar insan olmak kaygısındaydı

bir gün

toplayıp tası tarağı

kendini sokağa attı

yığınla borç bırakıp bizlere

gurbette çekti cavlağı

aradığı her neyse

bulamadı ömrünce

çünkü nereye

kime gitse

dikildi karşısına

yalnızlık dağı

bu yüzden sevdiceğim

düşününce halimizi

bir telaş kaplıyor içimi

o etrafımı çeviren dağ silsilesini

yalnızlığı yani

hiç yenemeyecek miyim ki

 

selah

00:58

02 04 2010

Bookmark and Share
mevsimsiz
(c)selah özakın 2009 Tüm hakları gizlidir.
benceajans